Biz Kimiz

PROGRAM DİREKTÖRLERİ

Yönetim Kurulunda Kadın programını başlatmak için yola çıkalı beş yıl oldu. İki kişiydik. Kadınların ülkenin, ekonominin en güçlü, deneyimli iş insanlarından mentorluk alarak, öğrenerek yönetim kurullarına hazırlanabileceklerine, normal şartlarda iki nesil sonra varabilecekleri yere, nesil atlamadan ulaşabileceklerine inandık. Karar merciinin en üstünden yapılmış bir müdahalenin domino taşı gibi en aşağıya kadar olumlu bir etki yaratacağına gönülden inandık.

İş dünyasından büyük destek gördük, Danışma Kurulumuz bizi güçlendirdi, Mentorlarımız  değerli zamanları ve fikirleriyle onurlandırdı, mentilerimiz ise çok kısa sürede elde ettikleri büyük başarılarla gururlandırdı. Bu süreçte hemen her ülkede göze çarpan, kadınların iş dünyasında ve özellikle liderlik pozisyonlarında aktif ve etkin bir yer bulmalarını ve yer almalarını destekleyecek pek çok girişim ülkemizde de hızla arttı. Her biriyle çeşitli alanlarda iş birliği yapık, birbirimize destek verdik, aynı büyük amaç için farklı rotarlarda yolculuklara çıktık. Henüz tatmin edici bir sonuç alınamıyor olsa da kararlı bir şekilde ve birlikte yürüyoruz.

Biliyoruz ki tüm dünyada kadınlar çok daha az terfi ediyorlar, daha az kazanıyorlar ve kâr-zarar yönetimi gerektiren pozisyonlara daha az atanıyorlar. Her gün yeni bir araştırma sonucuyla görüyoruz ki camdan tavan denen bu sorunun altındaki nedenler ve karşımızdaki engeller tahminimizden daha derin. Aynı zamanda biliyoruz ki kurumların gücünün geleceğinde çok etkili olduğu dünyamızın yaşanılabilir, sürdürülebilir ve çocuklarımıza bırakılabilir olması için kadın ve erkek, mevcut tüm yeteneğe ve onların birlikte çalışmalarına ihtiyaç var.

Biz Praesta ve Mentor Danışmanlık olarak 13 yıldır ülkemizde daha iyi liderler yetişmesine katkıda bulunmak misyonuyla, liderlik gelişimi alanında çalışan bir grup uzmanız. İyi liderliğin de tıpkı iyi ebeveynlik gibi, iyi anne ve iyi baba vasıflarını yani eril ve dişil özellikleri bir arada taşıdığında, izleyenler, kurumlar ve toplum için en güçlü etkiyi yaratabildiğine inanıyoruz. Bu sebeple liderlik platformlarındaki çeşitliliği cinsiyetten başlayarak artırmak için çalışmak misyonumuzun doğal bir parçası.

Programımız beş yılda hayalimizin çok ötesine geçti, sürdürülebilirliği için varlığına dernekleşerek ve güçlenerek devam edecek.  İş dünyamızın önde gelen liderleri programa destek veriyorlar. Mentorlarımız her dönem yeni bir lider kadın menti ile çalışıp onları daha daha güçlü rollere hazırlıyorlar. Yakından tanıma fırsatı bulduğumuz ilk dönemimizin 40 mentisine ikinci dönem 50 kişi daha eklendi, şimdi iş dünyamızda 90 güçlü, donanımlı, vizyon ve karakter sahibi kadın lider ‘kızkardeşlik’ duygusuyla birbirinden güç ve destek alarak ilerliyorlar,  yönetim kurullarına girmeye hazırlar, hatta ciddi bir kısmı görev almaya başladı bile. Mentor ve Menti olmak isteyenlerin sayısı artıyor. Politikalarla da desteklenmesini umduğumuz bu amacımıza bizi yaklaştıran her adım ülkemizi de gururlandıracak bir değişimin ayak izleri olarak yer bulacaktır.

Şüphesiz başaracağız. Hep birlikte…

HANDE YAŞARGİL
Praesta Türkiye ve Mentor Danışmanlık Yönetici Ortağı


Bu yıl G20, global büyüme planının en önemli tetikleyicilerinden biri olarak ‘kadın’ları ajandasına dahil etti. Benzer biçimde OECD’nin hesaplarına göre gelişmekte olan ülkeler 15-64 yaş arası kadın ve erkekleri işgücüne ‘birlikte’ katmakla, 15 yıl boyunca yüzde 12’lik büyüme oranları yakalanabilir. ABD kamuoyu, tarihinde ilk kez bir kadın başkan ihtimaline bu kadar yakın bir kampanyayla karşı karşıya…Dünyanın her yerinde ‘kadın’ en moda konuların başında geliyor; işgücüne katılımlarının ekonomiyi canlandıracağına, kar marjlarını köpürteceğine, borsa performanslarını şahlandıracağına dair haberlere rastlamadığımız gün yok gibi. Ben de kadınların yönetim kurullarında yer almasının önemli ekonomik sonuçları olacağına dair veriler, araştırmalar sıralayabilirim ama sanırım bu, şu ana kadar bu ve benzer konularda yaptığımız hatayı tekrarlamak olacaktır. Birkaç ay önce İngiliz psikoterapist ve yönetici koçu Peter Hawkins’ten duyduğum şu cümle, bu konudaki zihinsel değişimimin tetikleyicisi oldu: “Beyaz adam, ırk meselesini, siyahlara ait bir konu zannediyor – sanki kendisinin ‘rengi’ yokmuş gibi!”

İşte kadınlara dair meselenin özü de bu aslında. Kadının hayat ve işteki yeri, karar mekanizmalarına erişimi gibi konular aslında tüm topluma, dünyaya, insanlığa, geçmişe, geleceğe, tarihe, çocuklarımıza bırakacağımız mirasa ait. Dolayısıyla toplumun tüm paydaşlarının katılımına, ciddiye almasına ihtiyaç var.  Tarihin bu kesitinde, dünyanın içinde bulunduğu ‘hal’in parlak olduğu söylenemez. Artık içini iyice boşalttığımız küresel ısınma bugün geri dönülemez bir noktada; insanoğlunu acılı bir yok oluşun eşiğine getirdi. Ortadoğu başta, dünyada etnik, dini, siyasi kaynaklı ve büyük savaş çıkarma potansiyelli çatışma halleri var. Terörün kimi nerede vuracağı belli değil. Dünya artık hoş, yaşanılası, güvenli bir yer olmaktan çıktı. Böyle giderse sonraki nesillere yalnız acı ve problem bırakacağız. Tüm bunlar yüzünden artık kadınların iş dünyasına ve topluma eşit haklar ve karar merci konumda katılımıyla ilgili argümanlar sıralamak, ırk meselesinin yalnız ‘siyahilere’ ait bir konu olduğu sanrısını taşıyan beyaz adam gibi davranmak olacaktır. Bundan kaçınarak, meselenin özüne dair bir kaldıraç olarak ortaya koyduğumuz “Yönetim Kurulunda Kadın Programı” beşinci yılını ve iki dönemini geride bıraktı. Çıktılarına baktığımızda şunları görüyoruz: Türkiye’nin yetenek havuzunda, iş dünyasının ve sivil toplum örgütlerinin yönetimine hazır, yüksek kapasiteli 90 kadın var. Bu kadınlar yalnız iş yaşamını değil, tüm toplumu değiştirici güç ve örnekler olarak üstlerine düşeni yapmak üzere yola çıktılar. Ailelerini, çalıştıkları şirketleri, organizasyonları, ülkeyi, toplumu ortaya koydukları farklı perspektifle, eğitimleriyle ve ilişki kurma stilleriyle başka noktalara taşımak üzere çalışıyorlar.

Bilim artık bize kadınların erkeklerden farklı değer sistemlerine sahip, daha bütüncül düşünen, sosyal ve çevresel meselelere karşı hassas olduklarını gösteriyor. Bireysel olmayan, kendilerini ilişki sistemleri içinde düşünen varlıklar olduklarını da biliyoruz. Ekonomik ve siyasi alanda belli bir noktaya gelebilmeleri için iyi eğitimli ve çok hazırlıklı olmak durumunda kaldıkları da bir gerçek. Hal böyle olunca da dünyada ve iş hayatında çözüm bekleyen onca mesele için nereye bakmamız, hangi yetenek ve yetkinlikleri liderlerin arasına katmamız gerektiği çok açık değil mi? Buradaki açık ve bariz çözümü görmemek, bedeli tüm insanlığa çıkacak bir körlük olacaktır…

BURÇAK GÜVEN
Genel Yayın Yönetmeni